• 0 342 3601040

Hazırlayan: Av.İbrahim SATIL

 

1-) Soruşturma Açmaya Yetkili Olup Olmadığını Değerlendirmelidir.

 

2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunun  53/a maddesine göre Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin ve 53/Ç maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan fiillerle ilgili olarak öğretim elemanlarının; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir. Madde hükmünü tablo şeklinde gösterecek olursak;

 

Yükseköğretim Kurulu Başkanı

Yükseköğretim üst kuruluşlarının ve

tüm yükseköğretim kurumlarının

Rektör

 Üniversitenin

Dekan

Fakültenin

Enstitü Müdürü

Enstitünün

Yüksekokul Müdürü

Yüksekokulun

Konservatuvar Müdürü

Konservatuvarın

Üniversite Genel Sekreteri

Üniversite idari personelinin

Fakülte Sekreteri

Fakülte idari personelinin

Enstitü Sekreteri

Enstitü idari personelinin

Yüksekokul Sekreteri

Yüksekokul idari personelinin

Konservatuvar Sekreteri

Konservatuvar idari personelinin

  

Disiplin amirlerinin yardımcıları(rektör yardımcısı, genel sekreter yardımcısı, dekan yardımcısı, enstitü ve yüksekokul/meslek yüksekokulu müdür yardımcıları) soruşturma açamazlar. Bu konumda bulunanlar sadece bu görevlere vekalet ettikle­rinde soruşturma açabilirler ki, zaten bu durumda vekil asılın bütün görev ve yetkilerini kullanma yetkisini haizdir.Fakat sağlık raporu ve izin gibi nedenlerden dolayı kısa süreli olarak yapılan vekâletlerde vekilin disiplin konusunda işlem yapmaması, en azından ceza verilmesi işlemlerini asilin görevine başlamasına bırakması yerinde bir yol olacaktır.

 

2-) Soruşturma Açma Zamanaşımı Hususunu İncelemelidir.

 

Yükseköğretim Kanununun 53/C-(a) maddesine göre;

 

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasını gerektiren fiil ve hallerin soruşturmaya yetkili amirlerce öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde,

 

  • Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma ceza­sını gerektiren hallerde ise, öğrenme tarihinden itibaren altı ay içerisinde,

Diğer taraftan, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten iti­baren 2 yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarama cezasını gerektiren fiilin iş­lendiği tarihten ise 6 yıl içerisinde disiplin cezası verilmediği takdirde, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

 

Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen zamanaşımı süreleri yeniden işlemeye başlar.

Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması hâlinde en geç üç ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir.

 

Disiplin soruşturması açmaya yetkili disiplin amiri; bilfiil öğrendiği ya da şika­yet ve ihbar yoluyla kendisine intikal eden soruşturma konusunu zamanaşımı yö­nünden değerlendirir. Eğer, soruşturmaya başlama zamanaşımı ve ceza verme zama­naşımı söz konusu değilse; disiplin amiri tarafından,  bir görevlendirme yazısı yazılarak, soruşturmacı görevlendirilir.

 

Zamanaşımı ile ilgili olarak, iki ayrı konuda hüküm getirilmiştir.

1-Soruşturmanın açılması bakımından zamanaşımı,

2-Ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı belirlenmiştir.

Soruşturmanın açılması konusunda; öncelikle inceleme yapıldığı ve inceleme sonucunda soruşturma açılmasına gerek duyulduğu hallerde veya başka kurum/birimlerden belge-bilgi temin edilmesi sırasında geçen zaman, zamanaşımı süresi içinde sayılmaz.

(Danıştay 8.Daire 01.04.2005 gün, E:2004/2891, K:2005/1516)

Ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi “olayın vukuu bulduğu tarihte” işlemeye başlar.

 

Fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarih, disiplin amiri nezdinde olayın kayıtlara giriş tarihidir. Yani işlemlerin süre yönünden başlangıç tarihi olarak evrakın ilgili birimin genel evrak kaydına girişi ile başlayacağı hükme bağlanmış, Danıştay 10. Dairesinin, 1.3.1989 tarih ve Esas: 1988/191, Karar: 1989/454 sayılı kararı da bu konuya duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklık getirmiştir. Onayın alınması ile soruşturma işlemi başlamış sayılır. Bu nedenle olayı, ihbar, şikâyet ve basın yoluyla ilk öğrenen disiplin amirinin, konuyu derhal soruşturma onayına bağlaması ve bu suretle soruşturmaya başlama zamanaşımını durdurması gerekmektedir. 

Ceza vermede zamanaşımı, disiplin fiilinin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde soruşturmanın bitirilip ilgili memura gerekli disiplin cezasının uygulanmış olmasını gerektiren zamanaşımıdır. Ceza vermede zamanaşımı, fiilin işlendiği tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başladığından, raporların başlangıç kısmında disiplin fiillerinin işlendiği ve öğrenildiği tarihlerin yıl, ay ve gün olarak açıkça belirtilmesi çok önemli ve gereklidir. 

Devlet personel başkanlığı(24/05/2012-8727) “memur hakkında 657 sayılı Kanun gereği yapılacak olan disiplin soruşturması veya kovuşturmasında disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımının hesaplanmasında öğrenme tarihi olarak;
-kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden gelen başvuru, şikayet veya ihbar niteliği taşıyan evrakın memurun görev yaptığı kurumun evrak kaydına girdiği tarihin,
-memurun görev yaptığı kurumun yetkili disiplin amirine veya disiplin kuruluna başvuru, şikayet veya ihbar gibi yollarla bilgi verildiğinde durumu tespit eden tutanağın düzenlendiği tarihin, esas alınması gerekir.”

3-) Soruşturmacının Niteliği

 

Disiplin soruşturmasını başlatan yetkili amirin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir. Bu itibarla disiplin amirinin tanık, şikâyetçi, mağdur sıfatıyla veya isnat edilen olay veya soruşturulan kişi ile bir ilişkisinin bulunduğu durumlarda soruşturma onayı vermesi objektiflik ve tarafsızlık ilkesinin ihlalini oluşturacaktır. Bu durumda yetkili amirin bir yazıyla, üst disiplin amirinden ilgili kişi hakkında bir disiplin soruşturması yapılmasını istemesi hukuka uygun olacaktır.

 

Soruşturmacının görev ve unvanı, soruşturulanın görev ve unvanının üstünde veya onunla aynı düzeyde olmalıdır. Fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi hâlinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisi üste göre belirlenir. Soruşturulanın disiplin cezası verilmesini gerektiren fiili işlediği ve disiplin soruşturmasının başlatıldığı tarihteki görev veya unvanının farklı olması hâlinde disiplin soruşturması, üst görev veya unvanı esas alınarak yürütülür.

 

4-) Disiplin Amirinin Soruşturmacıyı Görevlendirilmesi 

 

Soruşturma emrini verme yetkisi, belirtilen disiplin amirlerine aittir. Soruşturma emrini veren disiplin amiri, soruşturmanın sınırlarını da belirlemelidir. Soruşturma yetkisine sahip disiplin amiri, vereceği soruşturma emrinde, soruşturmanın konusunu oluşturan “fiil”i ve kimin hakkında soruşturma yapılacağını açıkça belirtmelidir. Çünkü soruşturma sırasında soruşturma onayı verilen fiilden tamamen farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden soruşturma onayı alınması gerekir. Fiilin kim tarafından işlendiği henüz belli değil ise, yine soruşturma emri verilebilir. Ancak soruşturma sırasında fiilin kim tarafından işlendiğinin belirlenmesinden sonra soruşturmanın sürdürülebilmesi için, soruşturmacının, disiplin amirinden yazılı onay alması gerekir. Soruşturmacı görevlendirme emrinde aşağıdaki hususlarar dikkat edilmesi önem arz etmektedir.

 

  1. Soruşturma konusu eylemin ne olduğu açıkca belirtilmeli,
  2. Soruşturmacıya gönderilen belge, rapor v.s. varsa tarih ve sayıları açıkça belirtilmeli,
  3. Şüphelilerin isimleri biliniyorsa belirtilmeli, bilinmiyorsa “tespit edilecek sorumlular hakkında” ifadesi yer almalıdır.
  4. Peşin hüküm oluşturacağından, Emirde Kanunun  herhangi bir maddesi veya herhangi bir ceza ile ilintilendirme yapılmamalıdır, sadece eylem/fiil belirtilmelidir.
  5. Soruşturma Komisyonu görevlendirilecek ise 3 veya 5 kişiden oluşturulmalıdır.

Soruşturma Emri-İndir